11 Ekim 2007 Perşembe

Dicle Üniversitesi'nin Hayretlere Düşüren Hali-2

Rektöre bak!!
YENİÇAG - Prof. Dr. Fikri Canoruç, Dicle Üniversitesi"ndeki baskın için PKK yerine Yeniçağ"ı kınadı.

Sınıf kapılarının tekmelendiği, öğrencilerin zorla dışarı çıkarıldığı, teröristbaşı lehine sloganların atıldığı Dicle Üniversitesi"nin Rektörü Prof. Dr. Fikri Canoruç, saldırıyı haberleştiren YENİÇAĞ"ı hedef aldı. Bölücüler için “bir kaç kişi” diyen Profesör, haberi “kaos ortamı yaratma amaçlı” şeklinde yorumladı.

Avusturya"da gerçekleştirildiği açıkça belirtilen bölücü terör eylemiyle ilgili fotoğrafın alt yazısını dahi okumayan Rektör Canoruç, “İnsanları kin ve nefrete davet eden bu fotoğrafın üniversitemizde çekilmiş olduğunu yargıda ispatlamanız gerekecektir” şeklinde garip bir açıklama yaptı.

Dava açacakmış!Rektör Canoruç, bir gün önce övdüğü Yeniçağ"ı şimdi mahkemeye vermeyi düşünüyor!..Rektör Canoruç, Avusturya"daki fotoğrafın üniversitesinde çekildiğini sanıyor!
Garip savunma!.. Canoruç, haberin yanında yer alan ve Avusturya"da çekildiği belirtilen fotoğraf için de “Üniversitemizde böyle bir görüntü yaşanmamıştır” dedi
Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fikri Canoruç, bölücülerin sınıfları basarak öğrencileri dışarı çıkarmasını “Her üniversi-tede olabilir” diye niteledi.

Bölücülerin sınıfları bastığı, “TC başkanımızı zehirledi” diyerek öğrencileri bahçeye çıkardığı Dicle Üniversitesi"nin Rektörü Fikri Canoruç, Yeniçağ"ı “tahrik unsuru taşıyan bir haber” yapmakla itham etti. Olayla ilgili olarak önceki gün yaptığı açıklamada, “Olay yaşandı. Güvenlik güçleri gösteri yapanları çil yavrusu gibi dağıttı. Yeniçağ güzel yazılar yazıyor, o nedenle ne zaman arzu ederseniz buyurun gelin, onur misafirimiz olun. Diyarbakır konjönktürünü görün” diyen Prof. Dr. Fikri Canoruç, dün “Gazeteniz üniversitemize karşı önyargılı davranıyor” ifadesini kullandı. Canoruç, ayrıca Avusturya"da gerçekleştirilen hain eylemle ilgili kullanılan fotoğraf için de “Üniversitemizde böyle bir görüntü yaşanmamıştır. Bunu ispat etmeniz gerekir” demesi şaşkınlıkla karşılandı. Öyle bir eylem olmadıProf. Dr. Fikri Canoruç"un çelişkilerle dolu açıklaması şöyle: “Gazetenizin 06.03.2007 tarihli sayısında birinci sayfadan Yüksel Mutlu imzası ile “Üniversiteyi bastılar” başlıklı abartılı, yanlı ve yanlış bilgiler içeren ve devletimizin önemli bir kurumu olan üniversitemizi küçük düşürücü, itibarını sarsıcı ve aynı zamanda toplumda kin ve nefret uyandırabilecek tahrik unsuru taşıyan ön yargılı bir haber yayınlanmıştır. Yargı yoluna başvuru hakkımız saklı kalmak üzere konuya ilişkin açıklamalarımız aşağıda sunulmuş olup, bu giriş kısmı dahil olmak üzere açıklamamızın aynı sayfada ve aynı puntolarla yayınlanmasını rica ederim.1-Haberle birlikte renkli olarak gazetenizin birinci sayfasına konan fotoğraf üniversitemizde çekilmiş gibi verilmiştir. Şunu hemen belirtelim ki fotografta belirtilen türden bir eylem üniversitemizde olma-mamıştır. İnsanları kin ve nefrete davet eden bu fotoğrafın üniversitemizde çekilmiş olduğunu yargıda ispatlamanız gerekecektir. Tek başına bu tutum dahi gazetenizin ve muhabirinizin üniversitemize karşı ön yargılı olduğunu göstermeye yeterlidir.Onlar bize muhalif2-Bazı muhaliflerin ifadelerine atfen de olsa üniversitemiz ile ilgili olarak kullanılan “PKK kampı gibi. Özellikle son 7 yıldır bölücülerin faliyet alanı haline geldiği” şeklindeki ifadeler yargı önünde ıspatlanması gereken ciddi ithamlardır.. Tam tersine yönetimimiz döneminde “Bölücülük ve irticai olaylarda artış olmadığı” yönünde resmi araştırmalar olduğunu belirtmek isteriz.Yaklaşık 20.000 öğrencisi bulunan üniversitemizde 7 yıldır eğitim-öğretim kesintisiz bir şekilde devam ettiği halde, zaman zaman, bir kaç kişinin yaptığı eylemleri üniversitenin tümüne mâletmenin ve bundan bir kaos ortamı yaratmaya çalışmanın başta ülkemiz olmak üzere hiçbir kişiye kuruma veya gruba fayda sağlamayacağı açıktır.Yayınlarınız ne olursa olsun, sizin ve kimin ne dediğinin bağımsız olarak bizler ülkemizin huzur ve refahı için ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. Doğru olanı doığru zamandae bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.Üniversitemizde eğitim ve öğretim huzur içinde yapılabilmesi ve ükemizin bölünmez bütünlğü için bilimsel veriler insan ve toplum psikolojisini ait bilgiler kapsamında İl Valiliği ve; Emniyet teşkilatı ile iş birliği yaparak görevimizi ifa edeğiz.(İmza: Prof. Dr. Fikri Canoruç)

Biraz karıştı, sonra çil yavrusu gibi dağıldılar Ağır ithamlarla haberimizi yalanlayan Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fikri Canoruç ile Yüksel Mutlu arasında aynen şu diyologlar geçti:Mutlu: Hocam iyi günler... Nasılsınız?CANORUÇ: Sağolun sizler nasılsınız?Mutlu: Önce geçmiş olsun diyorum. Bugün galiba biraz karışmış oralar...CANORUÇ: Her yerde olduğu gibi azınlıkta olan 20-30 kişilik bir grup zaman zaman böyle olaylara sebebiyet vermek istiyor. Ama güvenlik güçlerini görünce hepsi çil yavrusu gibi dağıldılar.Mutlu: Bu olaydan dolayı herhangi bir maddi hasar var mı?CANORUÇ: Öyle ciddi bir olay olmadı. Bir şeyler yapmak için toplanmışlardı. Ancak gerekli tedbirlerin alınmasıyla birdenbire ortadan kayboldular. Yani herhangi bir arbede-marbede herhangi bir şey olmadı. Buyurun gelin misafirimiz olunMutlu: Estafurullah efendim...
CANORUÇ: Yeniçağ güzel yazılar yazıyor o nedenle ne zaman arzu ederseniz buyurun gelin, onur misafirimiz olun. Türkiye"nin, Diyarbakır"ın konjoktörünü görün. Zaman zaman her üniversitede olduğu gibi olaylar oluyor, ancak çok aşırı derecede değil. Abartılacak bir olay yok. Biz yönetici olarak, valilik olarak hepimiz teyakkuz halindeyiz, ve elimizden geleni gösteriyoruz. Gerek yönetim, gerek valilik olarak her zaman teyakkuz halindeyiz.

Yemekteydim haberim yok!Gazetemize gelen “Dicle Üniversite Fen Fakültesi"nde bölücüler sınıfları boşalttı” haberi üzerine ilk olarak görüştüğümüz Fen Edebiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Nadir Demirel ise net bir bilgi vermedi. İşte olayın yaşandığı fakültenin Dekan Yardımcısı Nadir Demirel ile Yüksel Mutlu arısında geçen telefon görüşmesi:

Mutlu: Hocam iyi günler, Yeniçağ gazetesinden, İstanbul"dan arıyorum Yüksel Mutlu.DEMİREL: Buyurun
Mutlu: Hocam bize gelen bilgilere göre fakültenizde bir eylem gerçekleşmiş. Hatta bölgenizden ölü ve yarılaların olduğu şeklinde bilgiler geldi...
DEMİREL: Yok yok...Öyle bir şey yok. Ölü ve yaralı yok...
Mutlu: Peki gösteri şeklinde birşey miydi. Olay nasıl gerçekleşti?
DEMİREL: Bunları yerel basından öğrenebilirsiniz. Ben burada değildim. Yemekteydim. Küçük bir şeyler olmuş. Birileri gelmişler içeri o kadar.
Mutlu: Ölü ve yaralı söz konusu mu?Gözaltı var mı?
DEMİREL: Bilemem onu emniyete soracaksınız.
Mutlu: Peki teşekkür ediyorum iyi günler...
DEMİREL: İyi günler...

Olay maalesef gerçek D.Ü. Tıp Fakültesi Dekan Vekili Çiçek: Türkiye"nin her yerinde oluyor. Dicle Üniversitesi"nde olmaması beklenemez
Dicle Üniversite Rektörü Fikri Canoruç"un yalanladığı haberle ilgili olayın yaşandığı Fen-Edebiyat Fakültesi"nin yetkililerinden herhangi bir açıklama gelmezken, Tıp Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Ramazan Çiçek, olayı doğruladı. Çiçek açıklamasında şu ifadeleri kullandı:“Üniversiteyi bastılar” başlıklı yazınızda belirttiğiniz olay maalesef gerçekleşmiştir. Ülkemizin dış mihraklı oyunlara açık olduğu, sadece bölgemizde değil Türkiyemizin çok çeşitli yerlerinde istenmeyen olayların meydana geldiği ve beklendiği bu günlerde Dicle Üniversitesinde olay olmaması beklenemez. Takdir ederseniz bugüne kadar bir çok üniversitede çok ciddi olaylar meydana gelmiş, üniversitemizde ise hiç kimsenin canını yakacak büyüklükte bir olay meydana gelmemiştir. Olay çıkartmaya teşebbüs edenler ise, takriben 20.000 öğrencisi bulunan bir üniversitede, oldukça küçük bir gruptur (polis kayıtlarına göre 20-30 kişidir) ve olayların daha vahim bir seyir almaması için toplum psikoloji kuralları da göz önünde bulundurularak, il valiliği ve emniyet teşkilatı ile devamlı koordinasyon içerisinde bulunularak gerekli önlemler alınmaya devam edecektir. Resim bize ait değilKanımızca olay, tarafınızdan abartılarak ve üniversite yönetici kadrolarını itham eden bir üslub ile dile getirilmiştir. Örneğin kullandığınız resim üniversitemizde çekilmiş bir resim değildir. “Yaşanan gelişmelerden duydukları endişeyi dile getiren bazı öğretim üyeleri, üniversitedeki bölücü hakimiyetinin öğrenimi her zaman tehdit ettiğini vurguladı.” ve “Üniversite"nin son 7 yıldır bölücülerin faaliyet alanı haline geldiğinden yakınan hocalar, bölücü örgüt yandaşlarının PKK propagandasına yönelik yayınları serbestçe sattıklarını, okul yönetiminin de bunlara müdahale edemediğini iddia etti” şeklindeki açıklamalarınız gerçeklerden tamamen uzaktır. Bu şekilde düşündüğünü iddia ettiğiniz öğretim üyelerinin iyi niyetlerini kamuoyunun takdirine bırakıyoruz. Ayrıca neden 7 yıl, Kim ölçtü, Saptamak için hangi kriterleri kullandı. 1984 yılından beridir Diyarbakırda cereyan eden olayları ve bunların üniversiteye yansılamarını kıyaslayarak mı? bu sonuca ulaştı. Aslında böyle bir kıyaslama yapılsa tam tersi bir sonuç çıkacaktır.
SaygılarımlaProf. Dr. Ramazan Çiçek...

Dicle Üniversitesi'nin Hayretlere Düşüren Hali-1

(www.haber3.com)
Dicle Üniversitesi'nde PKK'dan gövde gösterisi

Diyarbakır'daki Dicle Üniversitesi'nde PKK'lılar gövde gösterisi yaptı.20 Mart 2007 17:54
Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nde bine yakın öğrencinin bir araya geldiği Nevruz kutlamasında, teröristbaşı Abdullah Öcalan lehine sloganlar atıldı, pankartlar açıldı.Yaktıkları ateşin üzerinden atlayarak, 'Biji Serok Apo' sloganını atan öğrencileri 'Barış Anneleri İnisiyatifi'nden 5 kadın desteklerken, üniversite yönetimi yaşananları görmezden geldi. DÜ öğrenci derneklerinin organize ettiği Nevruz kutlamaları üniversite kampüsündeki kapalı spor salonunun önünde yapıldı. Davul zurna eşliğinde halay çeken öğrenciler kalabalığın artması üzerine kutlamalara bir yıl önce teröristbaşı Öcalan için fidan diktikleri boş alanda devam etti. Buradaki kutlamalarda bir araya gelen yaklaşık 500 öğrenci getirdikleri lastikleri bir öğrencinin üzerindeki montu yakmasıyla tutuşturdu. Çevredeki inşaattan da odun getiren öğrenciler oluşturdukları geniş halaylarla Nevruz'u kutladı.Ateşin iyice alevlendiği sırada ateşin üzerinde zafer işareti yaparak atlayan öğrenciler bir ağızdan teröristbaşına selam gönderdi. Bir grup tıp fakültesi öğrencisi ise üzerinde Öcalan için yazdıkları 'Sağlığın sağlımızdır' yazılı pankartı taşıdı. Dağda güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmada hayatını kaybeden terörist yakınlarının oluşturduğu 'Barış Anaları İnisiyatifi'nden gençlere destek veren 5 kadın, havaya güvercin bıraktı. Öğrencilerle halay çekerek Nevruz'u kutlayan kadınlar gençleri 'Abdullah Öcalan'a sahip çıkmaya' çağırdı. Bebek katili Öcalan'ın sağlının tehlikede olduğunu iddia eden kadınlar, Kürtçe yaptıkları konuşmada 'İmralı'ya bağımsız bir sağlık heyetinin gönderilmesini, sonuçların açıklanarak toplumdaki gerginliğin önüne geçilmesi gerektiğine vurgu yaptı.Yaklaşık bir saat süren kutlamada, üniversite yönetimi herhangi bir müdahalede bulunmazken, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nden görevli memur ile öğrenciler arasında kısa bir gerginlik yaşandı. ÜNİVERSİTE YÖNETİMİ HER OLAYDA SESSİZ KALIYOR Dicle Üniversitesi Kampüsü'nde yaşananlar bu olayla sınırlı değil. Terör örgütü elebaşısı Öcalan'ın zehirlendiği iddiaları üzerine Fen Edebiyat Fakültesi'ni basan PKK sempatizanı öğrenciler, 'Öcalan'ın zehirletildiği bir dönemde siz nasıl derslere girersiniz?' diyerek sınıfları boşaltmışlardı. Öğrencilerin dersleri zorla boykot ettirdiği olayda üniversite yönetimi sessiz kalmıştı. Dicle Üniversitesi'nde skandallara neden olmasına rağmen Rektör Fikri Canoruç ve yardımcılarının sessiz kaldığı, olay çıkaranların hakkında hiçbir işlem yapmadığı olaylar arasında şunlar bulunuyor: Fen Edebiyat Fakültesi bahçesinde ölen teröristlerin resimlerinin de yer aldığı Devrim Sergisi, 2005 ve 2006 Nevruz kutlamalarında PKK flamalarını açan, Öcalan posterinin asıldığı kutlamalar. Kırsalda yapılar operasyonları protesto eden öğrencilerin kampüste yürüyüş düzenlemesi. CİHAN

Dicle Üniversitesi

Bu mektupta Dicle Üniversitesi’nde okuyan bir öğrenci, devletimizin üniversitesinin ne hale geldiğini anlatıyor. Forumlarda da bu mektupla karşılaşabilirsiniz. Birkaç forumda karşıma çıktı ve bu beni çok mutlu etti. Demek ki hala duyarlı insanlarımız var. Umarım en sonunda olayların bu yönüyle ilgilenmeyen yetkililere ve medyaya da ulaşır.
Diyarbakır’dan başlayarak gelişen bu akıl almaz olaylar, ihanet ve hıyanet dalgalarının gün geçtikçe, ne kadar tehlikeli mecralara sürüklendiğini açıkça gösteriyor hepimize…Vatanına, bayrağına sahip çıkan herkesi,kafatasçılıkla, hamasiyetle,ayrımcılığı körüklemekle, ilkellik ve faşizan eğilimler beslemekle suçlayanlar, aşağıdaki mektubu okusunlar. Diyarbakır Dicle Üniversitesinde okuyan bir gencimizin gönderdiği mektupta yazanlar, tüyler ürpertecek nitelikte.Nice ailelerin, her türlü fedakarlığa katlanarak okumaya gönderdikleri evlatları, bakın hangi ortamlarda, hangi şartlar ve tehditlerle mücadele etmek durumunda kalıyorlar.Tek bir satırına dokunmadan tam metin olarak aktarıyoruz. Evet, bu mektubun gönderildiği yer Türkiye, ne yazık ki Türkiye, ne yazık ki bir Devlet Üniversitesi…Merhaba Efendim. (DİYARBAKIR) Dicle Üniversitesi Öğrencisiyim.Adım ………… Bu mesajı olayları anlatmakta çaresiz kaldığımız için size yazıyorum. Çünkü Sesimizi korkmadan duyurabileceğimiz pek fazla insan kalmadı.Konuya gelince: 2 gündür Diyarbakır’da çıkan olayları az-çok duymuş ya da takip etmişsinizdir. Soruyorum Diyarbakır ili hangi ülkeye bağlı!? Hangi ülkenin sınırlarında?Bu Üniversiteye geleli yıllar oldu ama hemen her gün (abartısız) devlet aleyhine, bölücü başı terörist Abdullah Öcalan lehine eylemler,forumlar yapılmasın, bildiriler okunmasın. Fakültelerin ortak bahçesinde satılan apo posterli, kürtçe yazılı bölücü dergileri satılması da cabası…Tabi bunlara tuvaletlerdeki ‘’Türk, Türkçü, Türkçe giremez’’ vs gibi sayısız yazıların varlığını da ekleyecek olursak varın siz durumun ciddiyetini düşünün.Ve ilginçtir bunları yapan sözüm ona öğrencilerin büyük kısmını cümle alem artık biliyor, tanıyor. Çoğu defalarca hapse girmiş, çıkmış kişiler ve Üniversite yönetimince (nasıl yönetimse artık) hiç bir sakilde cezalandırılmamış insanlar…ve son olaylarda da yine bu insanlar başı çekiyorlardı. Affedersiniz ama azdılar demek daha doğru gelecek sanırım.2 gündür Diyarbakır da şehir merkezinden tutun, Koşuyolu, Bağlar, Kuruçeşme ve daha birçok semtte birçok noktada devlet aleyhine gösteriler düzenleniyor. Ne var canım bunlar doğal hali Diyarbakır’ın demeyin. Çünkü bunlar gösteri boyutunu aşmış durumda. Hiç bir şeyi göstermeyen medya dahi sokaklarda polis-provokatör çatışmasını defalarca verdi (Bu sadece gösterilen kısım) Şehir şu an da ruh gibi.Emniyet binalarının camları inmiş, bankalar yakılmış, okullar, sağlık ocakları, karakollar basılmış,otobüs durakları darmadağın, yollardaki tabelalara kadar saldırılmış durumda.(Nasıl bir demokrasi arayışıdır ki devletimizin onlara sunduğu bu imkanlara saldıracak kadar küstahça!)Saat 20.00 sularında dışarı çıktım ve eski OHAL zamanındaki görüntüden pek de farklı bir görüntüye rastlayamadım.Sokaklarda sadece panzerler, emniyet birim elemanları ve ara ara çatışan göstericiler var. Bir polisin uyarısı üzerine hemen koşarcasına eve dönmek zorunda kaldık.Olayın bizi en üzen yanı ise bugün Kampüse sıçrayan olaylardı. Üniversite polisinin şehirde görevde olmasını fırsat bilerek ‘’şehit namırın, biji serok apo’’ şeklinde sloganlar eşliğinde YÜZLERİNDE MASKELERLE bir kısmı zaten belli olan ve onlara katılan PKK sempatizanları önce Fen-Edeb/Diş Hekimliği Fakültelerinin ortak bahçesinde toplandılar. Sonra Fen-Edeb.Fak’ni bastılar.Tehditler ve sloganlarla Bütün öğrencileri zor kullanarak dışarı çıkardılar. Daha sonra Bizim fakültemiz olan Tıp fakültesine baskın yaptılar ve yine aynı şekilde Derslikleri ve Kütüphaneyi boşalttırdılar. Karsı koymayı denedikse de 1-2 kişinin böyle kudurmuş bir grup karşısında ne kadar sözü geçer varın siz hesap edin…Mecburen çıktık.Ve sonra Diş Hek. oradan da mimarlık sırasıyla bütün fakülteleri boşalttırdılar vehiçbirimiz derse giremedik. Çok sayıda arkadaşımız da mağdur oldu ama kimsenin gücü yetmedi bunlara.Nereden cüret edebiliyorlar bilmiyorum ama şöyle bir tehdit eklediler ‘’ yarın okula gelmeyeceksiniz!, gelenleri cezalandıracağız!’’ şu an da bütün öğrenci arkadaşlarımız tedirgin ve korkmuş durumda.Okula gidemiyoruz.(Başkasının derdi nedir bilemem ama bizler okumak için memleketlerimizden kalkıp buraya geldik ama durum işte yukarda anlattığım gibiyken nasıl bunu başarabileceğiz varın tahmin edin) Biz yarın yine de derse gidebilmeye çalışacağız ama sonuç ne olur kestiremiyoruz…Olay anında bazı TV kanallarını aramayı denedikse de ilgilenen olmadı. Üniversitedeki bu olaylardan şu saat itibariyle hala hiç bir kanal, gazete vs yayın organı tek kelime bile söz etmedi. Bu nedenle sizlere başvurmayı daha uygun gördük.Lütfen,Allah rızası için bu çağrıyı duyun, duyurun. Burası neresi? Biz nasıl bir yerdeyiz? Biz de anlayalım milletimiz de anlasın. Demokrasi,kardeşlik palavrasını atanlarda görsün.Kimseyle bir zorumuz yok. Bari Okuma hakkımıza mani olmasınlar. Lütfen! Türk gençleri olarak bizleri sokaklara dökülmek zorunda bırakmasınlar!İlginiz için şimdiden teşekkür ederim.Not: Yazımda dilbilgisi ve imla kuralları pek uygun olmamış olabilir ama bugün yaşadığımız stresten sonra bunu anlayışla karşılayacağınıza inanıyorum. İyi Çalışmalar. Başarılar 02.04.2006

DİYARBAKIR DİCLE ÜNİVERSİTESİ'NDE YAŞANANLAR

(Alıntıdır)

Size Diyarbakır Dicle Üniversitesi'nden yazıyorum. İki yıldan beri burada eğitimimi sürdürüyorum.Ben ve benim gibi düşünen arkadaşlar burada çok büyük sıkıntı ve baskılarla karşı karşıyayız.Burası sanki Türkiye cumhuriyetinin sınırları içerisinde bir yer değil.Burada öyle olaylar ve muamelelerle karşı karşıyayız ki anlatacaklarımı duyanlar inanmakta güçlük çekecektir belki de.Bu üniversitede okuyan öğrencilerin büyük bir bölümünü civar illerden gelen kimseler oluşturmaktadır.Bunu oran olarak verecek olursak yaklaşık %75'e tekabül eder.Kalan öğrencilerin bir kısmı cemaat ve tarikatlarca, "İslâm kardeşliği"' adı altında uyutulmaktadır.Bu arada konu açılmışken bahsedelim.Bu bölgede insanlar, bürokrasiden siyasetine kadar her alanda, Ankara'ya (buradan kastım etki alanlarının dışında kalan yerlerdir) gidince İslâm kardeşliğini savunurlar; fakat Diyarbakır'a gelince hepsi aynı zamanda birer Kürt milliyetçisi kesilirler.Neyse bu husus kitap yazılacak kadar geniştir.Biz asıl konumuza gelelim.Buraya gelenlerden geriye kalan devletini milletini seven bizim gibi insanlar da sindiriliyorlar ve etkisiz hâle getiriliyorlar.Nasıl mı? Onu da size olayları yorumsuz vererek anlatayım: Bir millî maç sonrası Mehmet Akif Kız Öğrenci Yurdunun balkonundan Türk bayrağını sallayarak sevincini dile getirmek isteyen bayan arkadaşımız neredeyse yurttan atılacaktı.Gerekçe ise gayet aptalca idi: Diğer öğrenciler tahrik ediliyormuş!.Üzerinde ay-yıldız bulunan eşofman giyen bir arkadaşımız tehdit ediliyor.Yine üzerinde Türkiye yazan bir eşofman giyen bir başka arkadaşımız tehdit ediliyor.Biraz üsteleseler istenmeyen olaylar çıkacak.Sorarım size: Dünyanın hangi ülkesinde kendi bayrağından hatta ülkesinin adını taşıyan eşofmandan dolayı insanlar baskı altına alınır? Hatta ben bu eşofmanı Belçika'da, Almanya'da ya da başka bir yabancı ülkede giysem acaba bana müdahalede bulunan olur mu? Hiç zannetmiyorum.Başka bir olay; erkek öğrenci yurdunda kalan bir arkadaşımız dolabının iç kısmına bir Türk bayrağı asmıştı.Dikkat edin "iç kısmına"...Yurt görevlilerinin arama yaptığı esnada dolaptaki bayrağı gören bir yurt yetkilisi aynen şöyle demiş: "O bayrağı oradan indir!"... Arkadaşımız biraz şaşırdıktan sonra şoku atlatarak nedenini sorduğunda: "Kardeşim, sen Türk bayrağı asarsan, diğer adam da (diğerden kastı PKK sempatizanı öğrenciler) kendi bayrağını asar." demiş. Arkadaşımız durumu hemşehrisi olan bir emniyet yetkilisine anlatınca şu yanıtı alıyor: "Biz bir şey yapamıyoruz. AB yasaları elimizi kolumuzu bağlıyor.."Siyasî Kürtçülük özellikle halihazırdaki rektör döneminde hocalar arasında çok revaçta.Devletini ve milletini düşünen hocalar da birer birer başka üniversitelere geçmekteler.Yani anlayacağınız üniversite kısa bir zaman sonra öğrenci olarak da, öğretim görevlisi olarak da Kürtçülüğün kalesi halini alacak.Zaten son günlerdeki olaylar bunun çok da geç olmayacağının sinyallerini veriyor.Şöyle ki; 3 Kasım'dan itibaren YÖK'ü protesto etmek bahanesiyle 6 Kasım'a kadar her gün gösteri yapıldı.Bu gösterilerin ilkinde, 3 Kasım'da, yaklaşık 500 öğrenci bir araya geldi.İçlerinden birkaçı önceden getirmiş oldukları tahtaya Kürtçe kelimeler yazarak Kürtçe ders verdi.Düzenleyiciler derslerin Kürtçe eğitime izin verilene kadar devam edileceğini söylediler.İkinci gününde, 4 Kasım'da ise Fen-Edebiyat Fakültesinin önünde toplanan öğrenciler bu defa da Kürdoloji Enstitüsü kurulması amacıyla imza topladılar ve bu taleplerini üniversite yönetimine bildirdiler.Ayrıca Kürtçenin seçmeli ders olarak verilmesi taleplerini yinelediler.5 Kasım Cuma günkü eylem ise insanın kanını donduran (tabiî ki kan varsa; çünkü, olaylar cereyan ederken devletini milletini seven Hakkârili arkadaşımın tansiyonu düştü...) olaylara sahne oluyordu.Rektörlüğe yürüyüşle başlayan gösteride YÖK ile ilgili bir slogana neredeyse rastlayamadım.Atılan sloganlar dehşet verici sloganlardı.Neler söylenmedi ki: "Üniversite bizimdir polis asker defol!" (Üniversite polis bölgesinde, dolayısıyla asker yok!!!), "Mehmetçik Kürdistan'dan defol!", "Kürdistan Mehmetçik'e mezar olacak!", "Kürdistan gerillayla doğacak!", "Güneş doğuyor Kürdistan dağlarından!", "Öcalansız dünyayı başınıza yıkarız!"... Bir de marşları vardı hatırladığım kadarıyla şöyleydi: "Gerillanın bir elin de keleş, bir elinde roketatar, Mehmetçik kaçacak yer arar. Kürdistan dağları Mehmetçiği bekliyor. Gerilla vuracak Kürdistanı kuracak, gerilla vuruyor Mehmetçikler kaçıyor." İşin en can alıcı noktası ise bütün bu olup bitenler esnasında çevrede hiç polis yoktu.Öğrenciler rektörlük binasının önünde protestoda bulunmuşlar bu esnada aralarından birkaçı gözaltına alınmış.Bu yürüyenler de rektörlük binası önünde toplananlardandı.Rektörlük ve lojmanlar bölgesine giden yoldan merkez kampüse doğru yaklaşık 500 metre yukarıda bahsettiğim sloganları atarak geldiler.Sizi şerefimle temin ederek söylüyorum bir tane polis yoktu.Oysa olaydan birkaç saat önce her tarafta polis vardı.Olay anında da polis üniversite içerisinde idi; ama anlaşılan bir yerlerden talimat almışlardı ortalıkta görünmemek için.Belki sizin de malumunuzdur, yeni vali Efkan Ala (Vali bey olayların olduğu gün "AB'nin anahtarı Kürtlerde" diye beyanat veren Roth'a kilim vermekle meşgul idi. Daha önce de "Diyarbakır Kürdistan'ın kalbidir." diyen Helen'e de bu sözlerin ardından kilim vermişti...) gazetelere yaptığı açıklamada Batman'da görev yaptığı esnada il içerisinde hiçbir gösteriyi yasaklamadığını ve hiç bir gösteriye polisin müdahale etmesine izin vermediğini söylemişti.Anlaşılan o ki burada da aynı ilkelerini uygulayacak.Bu yüzden zor durumda kalan il emniyet müdürümüz sayın Orhan Okur ile Vali Beyin arasının limonî olduğu ve hatta istenmeyen adam ilan edildiği Diyarbakır'da herkesin malûmu...Genelde Diyarbakır'da, özelde Dicle Üniversitesi'nde yakın zamanda çok büyük olaylar olacaktır.Bizim temennimiz inşallah olmaz ama görünen köye de kılavuz gerekemez.